VILNIUS, BİR BALTIK İNCİSİ…
Evet arkadaşlar muhteşem Erasmus hikayelerimin bir parçasıdır kendisi,
Riga’ dan üç kız arkadaş yola çıktık ve 4 saatlik otobüs yolculuğundan sonra saat sabah 6 gibi Vilnius’ a ulaştık. Tabi ki yolculuğumuzu çok soğuk bir zamana denk getirmişiz. Belli bir vakte kadar sanki işkence gibiydi. Soğukta gezemeyeceğimizi anladıktan sonra saat 9′ a kadar terminalde yattık rezil bir halde bu arada. Daha sonra 9′ da hala soğuktu ve kahvaltı yapmak için Mc Donalds’ a gittik. Mc Donalds candır. Aslında soğuk havayı gördükten sonra geri dönmeyi düşünmedim değil ama herşeyimiz panlıydı ve geri dönersek herşey biterdi. Dayandık arkadaşlar. Neyse ki arkadaşım bizi sakinleştirip mantıklı düşünmemizi sağlamayı başarmıştı. Daha sonra bir şehir haritası bulduk yani aslında Avrupa’ nın beğendiğim özelliklerinden bir tanesi de bu sanırım. Her terminalde, havaalanında, limanlarda bile ücretsiz şehir haritası bulabilirsiniz. Neyse haritada gezmek istediğimiz terleri işaretledik ve yapabileceğimiz en iyi turu yaptık. Saat 11 gibi hava biraz daha ısınmaya başladı ve bizde o sıra gezmek için yürümeye başladık. İlk olarak Gate of Down denilen bir geçite gittik. Benim için gerçekten ilgiçti aslında çünkü geçitten geçtikten sonra sanki yeni bir dünyaya açılıyor gibiydi ve ilginç bir şekilde yön duygumu kaybettim. Daha sonra sıradan bir kilise olan St. Anne Church’ e gittik. Biraz etrafında takıldık ve çok ilginç birşey göremedik aslında ama internette gezilecekler listesinde ilk sıradaydı. Şahsen tekrar görmek istemem ama gitmek isterseniz bir deneyin. Ardından çok ilginç bir yer olan Uzupis’ e geldik. Uzupis şehir içinde yeni bir devlet diyebiliriz. Kendi kuralları, anayasaları, ve devlet binaları var. UZUPIS REPUBLIC. Anayasaları her dilde çevrilmiş ve devlet binalarının duvarına asılmış. Biraz etrafında vakit geçirdikten sonra tekrar terminale geldik. Terminaller evimiz bu arada.
Vilnius’ a geldiğinizde tabi ki Trakai’ye uğramadan geri dönmeyin. Bizde öyle yaptık. Çünkü otobüsümüz gece 12′ deydi ve çok vaktimiz vardı. Saat akşam 5 gibi Trakai’ ye geldiğimizde çoktan her yer kararmıştı ve inanılmaz derecede soğuktu. Üç kat giyinmemize rağmen soğuğa dayanamadık. Bu yüzden gezemedik. Trakai’ yi tekrar denemeliyim. Yeniden terminale döndük ve sonra yeniden Mc Donalds’ a. Yemek yedik. Otobüs saatini beklerken bir grup Erasmus öğrencileriyle karşılaştık. Sanırım yolun güzelliği burada hiç tanımadığın insanlarla karşılaşıp sohbet ediyorsun. Kimse birbiriyle tanışmaya uğraşmıyor sadece akışına bırakıyorsun. Yolda yeni insanlar tanımak gerçekten müthiş bir zevk. Herkes tatmalı. Vilnius benim için güzel ama ilk olduğu ve çok soğuk olduğu için zor bir deneyimdi.
Gezi hakkında gördüğüm olumsuz şeyleri söylemem gerekirse Vilnius otobüs terminali gerçekten çok kötü abi her yer sidik kokuyor resmen. Trakai’ yi her ne kadar gezememiş olsam da cok güzel bir yer olduğunu, çok güzel bir kaleye sahip olduğunu biliyorum ve kesinlikle Litvanya’ ya yazın seyahat edin. Bu arada Trakai’ de eskiden Karaim Türklerinin yaşadığını ve hala yaşamakta olduğunu söylemeliyim. Trakai’ ye gidersenİz Türkçe tabela görmeniz oldukça muhtemel.
Gece 12 buçuk gibi otobüsümüz Varşova’ ya doğru yola çıktı ve Vilnius turumuz sona erdi.